|
|
||
|
|
|
|
|
Warning: include(SolMenuMakale.php) [function.include]: failed to open stream: No such file or directory in /home/ornekala/public_html/Makale/Ozlem.php on line 30 Warning: include(SolMenuMakale.php) [function.include]: failed to open stream: No such file or directory in /home/ornekala/public_html/Makale/Ozlem.php on line 30 Warning: include() [function.include]: Failed opening 'SolMenuMakale.php' for inclusion (include_path='.:/usr/lib/php:/usr/local/lib/php') in /home/ornekala/public_html/Makale/Ozlem.php on line 30
|
KÖYÜMÜ ÖZLÜYORUM
Köyümü özlüyorum;; özlem garip, karmaşık bir duygu…. Bu duygu beni, şimdi yaşadığım, büyük harika kentin ; hareketli, canlı, çekici, ama sorunlarla dolu yaşamından, bir anda köyümün dingin, sessiz yeşilliklerinin huzuruna götürüyor. Oysa ne kadar sabırsızlanmıştım, hiç unutamadığım anılarımı bıraktığım Örnekalan Köyünden ayrılırken… uzak diyarlara, büyük kentlere gitmek, köyümün diğer çocukları, gençleri gibi benim de hayalimdi. Oradan, merakla, hevesle, heyecanla ayrıldım. Gerçi içimde pek de farkına varmadığım bir burukluk vardı. Uzaklaşırken, dönüp, ağaçlar, yeşillikler arasında kaybolan evime, köyümün küçük ahşap evlerine bakıyordum. Hayalimdeki, dünya harikası bu büyük kente, İstanbul’ a gelirken, hiç düşünmemiştim sıla özleminin, böylesine güçlü, buruk bir duygu olduğunu … Çocukluğumda uzak diyarlara, büyük kentlere gidip, birkaç günlüğüne köye dönen gençleri merakla birazda gıpta ederek dinlerdik. Öyküleri Serüvenleri; bize yaşadıkları zorluklara rağmen çekici, heyecan verici gelirdi. Oysa onlarınki bir bir macera hevesi değildi. İş bulmak, yaşamlarını sürdürebilmek için gidiyorlardı gurbet ellere. Büyüklerimizden dinlerdik; eskiden köyümüzde büyükbaş hayvancılık çok önemliymiş. Yaylaya çıkmak bir yaşam biçimiymiş. Yaz mevsiminde, yayla çayırlarından biçilen otları, ağaç dallarını, yaprakları, dağ gibi balyaları, kışlık ihtiyaçları, için yoğun ormanın sarp patikalarından bin bir güçlükle köyümüze indirirlermiş. Onlar, doğaya karşı bu çetin savaşı; sanki bir şenlik, bir bayrammış gibi anlatırlardı. Bugün çok az sayıda büyükbaş hayvan kalmış. Alın teri yaşamı sürdürmeye yetmez olmuş. Gençler, gurbet ellerde yeni bir yaşam için bir bir ayrılmışlar. Gidenlerden pek çoğu da memur yada öğretmen olmuş.
Bende bu gün İstanbul’ dayım. Bazen dalıp
giderim Boğaza Karadeniz’ in sularının karıştığını düşünürüm. Bir
balıkçı teknesinin ufka gidişinde, Trabzon’ un Maçka’ nın, Köyümün
yaylalarının, ormanlarının hayaline dalarım. Çocukluğumda köyümün Şu anda İstanbul’ un ortalarında bir yerdeyim.karşıda üst üste tepelere tırmanan, yığın yığın binalar… yanda bir tepeyi yok edip betonlaştırmış katmanlar üzerinde göğe yükselen süper modern bir gökdelen. Arada çarpık yapılaşmadan yeşili silindir gibi yitiren betonlaşmadan kendini kurtarabilmiş ağaçlar; yer yer betonlar içinde özenle yetiştirilen parça parça yeşillikler. Özlem beni Örnekalan Köyünün her mevsim değişen yoğun yeşilinin, ormanlarının binbir rengine, yamaçlarda ağaçlar arasında yemyeşil çayırlarda serpilmiş Karadenizin özgün ahşap yayla evlerine götürüyor. Bu yaz hayalim gerçek oldu; köyüme gittim. Küçük mütevazi ama sıcak evimin taş basamağında oturup, çocukluk günlerimin hayaline daldım. Çocukluk neşesini, coşkusunu yaşadığımız; bağıra çağıra oynarken dedelerimizden, ninelerimizden azar yediğimiz onların bu gün daha iyi anlayabildiğimiz yaşam öykülerini dinlediğimiz ; günleri anımsadım. Nasılda bırakırdık kendimizi bayırlardan aşağı kırk yılda bir gördüğümüz bir uçak gibi kollarımızı kanat yapıp adeta uçarak….. Artık alıştığım, bekli de ayrılmayacağım büyük kent yaşamına dönmek için köyümden ayrılırken, ilk ayrılışımdakinden çok daha derin bir burukluk, yüreğimi kaplayan bir sızı duydum. Uzaklaştığım köyümün, dönüp dönüp ağaçlar arasında ki kayboluşunu seyrederken daha o anda köyümü özlemeye ve tekrar geleceğim günleri hayal etmeye başladım. Özlem; garip, karmaşık, buruk bir duygu... Ersin Koçhan |
|
|
|
||