DEVRENİN ARDINDAKİ HÜZÜN
Trabzonspor, 2006-2007 futbol sezonunun ilk yarısında başa güreşmek yerine, başarılı olamayarak haftalarca puan cetvelinin alt sıralarına demir atması, elbette taraftarını mutlu etmemiştir.
Onurumuzun incindiği, nefsimize yediremediğimiz bu başarısızlığı kabul etmek mümkün olamayacağına göre, külahımızı önümüze koyup, yapılan hataların sonucu oluşan bu silikliğin nedenlerini bir taraftar gözüyle irdelemek istiyoruz.
Futbol denen bu ayak oyununun merkezi İngiltere olsada Türkiye'deki şubesinin Trabzon olduğu iddia edilse, buna itirazı olan varmı acaba?
Yöre insanının bu oyuna olan ilgisi, ayrıca bu konudaki yeteneklerini ortaya koyan bunca başarı belgesi, acaba bu söylemleri teyit etmiyormu?
Bölgenin, gerek oyuncu, gerekse çalıştırıcı yönünden ne kadar zengin bir potansiyele sahip olduğu, bu sektördeki yetkili ağızlardan duymuyormuyuz?
Ülke futbolu, bölgenin bu kaynaklarından yeteri ölçüde faydalanırken, Trabzonsporun istifade edemeyiş nedenlerini nasıl izah edeceğiz?
Bu ve buna benzer soruların cevaplarını, bize göre tek nedene dayanarak açıklamak yanlış olur. Ama başarısızlığın oluşmasında en büyük etkenin, kollektif düşünce ve anlayışların yerine bireysel varoluş isteklerinin inatçı çıkışlarında aramak gerekiyor. Bugün Trabzon'un sosyo-ekonomik açıdan gelişmemiş olmasının temel nedeni de bu bireyci anlayıştır.
Bölge insanının gen yapısı, bu varlığın ve birlikteliğin önünde bir engel oluşturduğunu söylemek zorundayız. Aşırı bireyciliğimizin, toplumsal varlığımızı zaafa uğrattığını itiraf etmeliyiz. Trabzonsporun geçmişteki başarılarına karşın, bugünkü başarısızlığının başka bir izah tarzı var mı? Yörenin var olan imkanlarını kullanma yerine, istikbali, yad ellerde aramanın nedeni ne olabilir? Bu takımın olmayan mali kaynaklarını, çarçur etmenin, adı ihanet değilde nedir?
Trabzonsporun sıralamadaki yeri ile sahadaki duruşu şık bir manzarayı yansıtmadığını kabul etsekte, bu takımın göze hoş gelen futbolunu oynamak ve başa güreşmek gibi bir mecburiyetinin var olduğunu ifade etmeliyiz. Bu iddianın nedeni, bölgede var olan potansiyelidir. Bunun dışındaki söylemler bu varlığın inkarı anlamına gelir ki, biz bunu kabul edemeyiz.
Trabzonspor, sıradan bir spor kulübü olmadığı gibi, ligde top koşturan bir takımın adıda değildir. Trabzonspor, var olmak için ortaya konan bir iddianın ta kendisidir. Böyle bir kurumun sevk ve yönetimini üstlenmek o kadar kolayda değildir. "Ben futbolun içinde geliyorum" demek de yetmez. Bu, futbol kültürü ile yoğrulmuş, kariyer sahibi, ciddi adamların işidir. Önünü gören, uzun vadeli düşünen, kulübün çıkarlarını ön planda tutan bir anlayışın işidir. Kısaca bu iş profesyonelce düşünenenlerin işidir. Allah aşkına, Trabzonsporu yöneten şu amatör ruhlu insanların devre arasındaki futbolcu transfer çalışmarına bir bakarmısınız. Bu zihniyet, Gençlerbirliği'nden oyuncu değil, İlhan Cavcav'dan ders almalıdır.
Biz Trabzonsporun bu günkü başarısızlığını, iyi düşünülmeden hareket etmenin kötü bir yansıması olarak görüyoruz. Başarı, tasarlanan bir hedeftir. Bu noktaya, alınan önlemler ve devreye sokulan akılcı düşüncelerin iyi uygulanmasıyla varılır. Bunun tersini düşünmek sefilleri oynamaktır.
İddiamız odur ki Trabzonspora her gelen yönetim bir şeyler alarak giderken, geride kalıcı iyi şeylerin bırakılmadığı veya yaratılmadığıdır. Netice olarak bu futbol takımı bu başarısız yönetimler sayesinde zembereği boşaltılmış bir saat durumuna getirilmiştir. Yeteri ölçüde ince eleyip, sık dokumadan, bal yapmayan arıları bu takıma katanlar, yöreye has takım ruhunuda dejenere etmişlerdir. Bu nedenlede yönetimi birinci derecede sorumlu tutuyoruz.
Kurumların başarıyla ayakta kalmaları, varlıklarını istikrarla sürdürebilmeleri, o kurumlarda görev üstlenen kişilerin performanslarıyle orantılıdır. Akıllıca ve profesyonelce yönetilmeyen kurumların sonu ise hepimizin malumudur. İnsanlar başarılı olabileceği işlere soyunmalı, inanmadıkları, başaramayacakları yerlerde görev almamalıdırlar. Horonu bilenler oynamalıdır. Türküyü becerebilenler söylemelidir. Bu konuda yeteneği olmayanlar ise bizim gibi kenardan izlemelidirler.
Her spor dalında bir rekabet ve yarışma ruhu vardır. Bu ruh başarı ile birlikte yeşerir ve gelişir. Başarısızlığın hakim olduğu her alanda insanlarda var olan bu ruh ve inanç deforme olur. Bugün Trabzonsporda görülen durum bundan farklı değildir. Üst üste alınan başarısız neticeler, bu takımdaki hırs ve yarışma ruhunuda yok etmiştir. Bu nedenle kendi sahasında bile rahat oynayamamış ve neticeye gitmektede zorlanmıştır. Sahada ezik olarak yer almış ve öyle de terk etmiştir. Bu durumda taraftarda mutlu edilememiştir. Böyle bir kimlikle oynayan bu takımın onaylanmasıda mümkün olamamaıştır.
Burada teknik kadro ve oyuncularında üzerlerine düşen sorumluluğu layıkıyle yerine getiremediklerini söylemeliyiz. O nedenle bu başarısızlıktaki paylarını gözardı edemeyiz.
Bu takımın bazı oyuncuları ne yazık ki böyle bir formayı hak ederek giydiklerinide söyleyemiyoruz. Ama ne yazik ki alternatifleri olmadığından, bu oyuncular devamlı olarak kadroda yer bulabiliyorlar.
Bütün bu olumsuz görüntülere rağmen ikinci yarının başlamasıyla birlikte, Trabzonspor güzel oyunu ile zirveye doğru yol alırken taraftarlarınında mutlulukla tribünlerde horon tepeceğinden asla şüphe etmek istemiyoruz. Aksi halde bu takımın bize daha fazla uzun hava dinlatmeye hakkı olmadığını söylemek istiyoruz.
Yılmaz Tunç
20.01.2007
AVCILAR