BEYAZ GÖMLEKLİ BİR DOKTOR PORTRESİ

Yaşamları boyunca sağlık sorunları nedeniyle herhangi bir sağlık kurumuna yolu düşmeyen, bu kurumlarda görevli, beyaz gömlekliler olarak da adlandırılan doktorlarla bir kez de olsa yüz yüze gelmeyen birileri var mı acaba?
Hastalarına daha kaliteli bir yaşam sunabilmek adına gecelerini gündüzlerine katarak bilgi ve becerilerini ortaya koyarak çareler üretmeye çalışan bu özverili insanları bu satırlarda övmeye kalkışmak onlara olan vefa borcumuzu ödemeye yeterli olur mu acaba?
Öğrencilik yıllarımın büyük bir bölümü, rahmetle andığım babamın sayesinde Çapa Tıp Fakültesi Hastahanesinde geçmiştir. O nedenle, bugün hayatta olmayan, o gün mesleğin zirvesinde olan pek çok Doç. ve Prof. ile iç içe oldum. Onlarla tanışmak onurunu yaşadım.
Tıp dünyasının bu değerli insanlarından şunu gördüm ve öğrendim ki, bir hastanın tedavisi ilk aşamada onun doktorundan aldığı elektrik ile başlar. O nedenle bir hastanın doktoruna olan inancı ve güveni tıpta ilaçlı tedaviden önce gelir. Bu iletişimin kurulamadığı bir ortamda bir tedaviden söz edilemez. O nedenle hasta - doktor ilişkisi her zaman ön planda görülmeli ve önemsenmelidir.
Ancak hemen ifade edelim ki, gelinen bugünkü koşullarda bu anlatılanların ne derecede geçerli olduğu ayrıca bir tartışma konusudur.
Özellikle ülkemizin büyük kentlerindeki hastahane polikliniklerinde, verilen sağlık hizmetlerinde, bir hekime günlük olarak yükletilen 40 - 50 hastanın sağlık sorununun 8 - 10 dakikalık gibi kısa bir sürede çözümlenmesinin beklenilmesi, bizce hastaların sağlıklı yaşam haklarına olduğu kadar, hekimlere de yapılan bir haksızlık ve saygısızlıktır. O nedenle de sağlığımızı çekinmeden teslim ettiğimiz hekimlerimize ve sağlık sorunlarına çare arayan hastalarımıza Allah sağlık ve sabır versin diyoruz.
Nereden bakılırsa bakılsın olumsuz bir görünüm arz eden bu sağlıksız fotoğrafın ana nedenlerini elbette ki gelişememiş bir ekonominin oturtulamamış sisteminde aramalıyız.
Sözümüzü buradan, doğduğumuz topraklara, Maçka'ya 2002 yılında rahmetle andığımız iş adamı Ali Kemal Aktürk tarafından yaptırılan ve hizmete sokulan Mehmet Aktürk devlet hastanesinde görevli beyaz gömlekli bir uzman doktora taşımak istiyoruz. İlk kez tanıştığımız bu beyefendi, önce bir insan, sonra da bu değer üzerine hekimlik mesleğini oturtmuş birisi. Halen sözünü ettiğimiz hastahanenin başhekimlik görevini sürdürüyor.
Bize göre, hangi alanda olursa olsun, insanlar, önce insanı, insan yapan değerleri, kişiliğine katmalı, sonra da mesleğe soyunmalıdır. Biz bu, her iki değeri de bu hekimde gördükten sonra Maçka'lılar adına gurur duymadığımızı söylesek yalan olur.
Burada sözünü etmeye çalıştığımız bu beyaz gömleklinin, güleç yüzü ve güven veren duruşu ile bizi odasında karşılayan Hastahanenin başhekimi Uzm. Dr. Tanju Yılmaz olduğunu söylersek, eminiz ki onu tanıyanlar bu sözlerimizi onaylayacaklardır.
Bir hususu öncelikle vurgulamalıyız ki, insanlarımızın nedense, yanıbaşlarındaki bazı değerleri ya çok geç ya da onları kaybettiklerinde farkederler. Oysaki sahip olduğumuz değerleri zamanında sahiplenerek onlara hak ettiklerini, kaybetmeden verme vefalığını gösterebilsek, inanın ki yaşam öykümüzde farklı olacaktır.
Bizim burada böyle bir portreyi ortaya koyma amacımızın nedeni, çevremizde az da olsa böyle insanların da var olduğunu vurgulamaktır.
Sayın Yılmaz'ın bir hekim olarak hakkındaki bu söylemlerimizi fazlasıyla hak ettiğini düşünüyor ve bu düşünceyle de ona meslek yaşamında daha nice başarılar diliyoruz.
Yılmaz Tunç
09.07.2008
TRABZON