FADİME KİMDİR ?

Kırsal  kesimlerdeki köy kadınlarının yaşam öyküleri bu güne değin irdelenip irdelenmediğini bilemiyoruz. Şayet bu konuda, böyle bir çalışma yapma niyetinde olanlar varsa, özellikle Doğu Karadeniz'in "Fadime" karakteri ile simgeleştirilen kadınlarına ayrı bir sayfa açmalıdırlar.

Genelde köy kadınlarının yaşam hikayeleri hep aynı olsa da Karadenizli Fadimelerin yaşamını zorlaştıran, hatta çekilmez yapan engeller, onları ister istemez ön plana çıkarmıştır.

Yoğun bir göç olgusunun yaşandığı Doğu Karadeniz'de yaşamın ve ayakta kalabilmenin nasıl mümkün olabildiğini merak edenler, muhakkak Fadimelerin doğa ile olan ilişkilerini ve mücadelelerini çok iyi izlemelidirler.

Fadimeleri, anasından doğduğuna pişman eden bu coğrafyadaki yaşamın ağır şartları, onların nefes almalarına bile fırsat vermezken bu cesur ve çalışkan köy kadınlarının tarihin hiç bir döneminde kendilerine ihale edilen böyle bir yaşamdan bir kez de olsa yakındıkları görülmemiştir. Ama, nereden bakılırsa bakılsın, Fadimeler böyle bir yaşam biçimine, asla teslim olma duygusuyla değil, bu hayata, böyle yaşanması gerektiği inancıyla bakarak sarılmışlardır.

Asırlardır bir kadın kimliğiyle, erkekçe mücadele vermekte olan Fadimelerin bulundukları bu bölgede, adını bile ifade etmekte zorlandığımız farklı bir kadın dünyasının varlığından söz etmemiz gereklidir. Bize göre bu dünya, sanki fadimelerin yaşaması için değil, adeta ezilmesi ve ezdirilmesi için var edilmiştir. Bu nedenle Fadimelerin Karadeniz gibi, zor bir coğrafyada doğmuş olmalarına da, yaşam sürdürmeye çalışmalarını da onların şanssızlığına yorumlamak istiyoruz.

Yaşamlarında ve üretkenliklerinde önemli bir konuma sahip Fadimelerin, ne yazık ki hayatlarının bir gününü bile gönüllerince yaşayamadıkları gibi kendilerini de yeterince ifade edebildiklerini söyleyemiyoruz. Bu yüzden yaşamadan yaşlanan Fadimelerin kim olup, kim olmadıkları sorusuna değişik yanıtlar aransa da, bize göre çocukluğunda başlayan çileli yaşamın ağır yükünü bir yaşam boyu sırtında taşıyan bu cesur ve çalışkan köy kadınlarına bu toplumun çok şey borçlu olduğudur. Onların durmak nedir bilmeksizin ortaya koyduğu emeklerini her biri bize göre Fadime kimdir sorusuna bir yanıttır.

Faimelerin ezilip mağdur edilmelerinde, doğadan sonraki en güçlü engelleri, ne yazık ki Karadeniz fıkralarında Temel karakteri ile Fadimelerinin önüne çıkartılan yörenin erkekleridir. Bugün bile Fadimelerinin kendilerini geliştirme konusundaki eğitim sorununa sıcak bakmayan Temellerin sayısı az değildir. Yoksa Fadimelerin kültürlü birer insan olarak yetişmeleri bazı Temellerin işine mi gelmiyor? Oysaki Atatürk'ün Türkiye'sinde Fadimelerle Temeller arka arkaya değilde omuz omuza yürümelidirler diye düşünüyor, öyle de arzu ediyoruz. Bu düşüncenin dışında, Fadimeyi hor gören, yok sayan her kimseyi, Fadimenin düşmanı olmanın yanısıra gericide sayıyoruz.

Biz Fadimeleri Temellerin bir karşıtı olarak görmüyor, göstermekte istemiyoruz. Ancak ne varki, sosyal yaşamda Temellerin rolü her zaman iktidara ve hükmetmeye dönükken, Fadimelerin, onların gölgesinde kalarak ezilmelerinin gözardı edilerek, bugüne değin hiç irdelenmemesini ve sorgulanmamasını  üzücü ve düşündürücü buluyoruz. Bu tüzden, Fadimelerin sosyal yaşamlardaki yeri ve rolü gelişip değişmedikçe onlar hep böyle kalacak, böyle de devam edecektir. Bizlere en güzel görüntülerini sunan Karadenizin ne yazık ki, böyle de bir Fadimeler gerçeğini görmemiz gereklidir.

Fadimelerin yaşadıkları yer ve alışkanlıkları değişikde olsa, onların değişmeyen tek özellikleri yazgılarındaki benzerlikleridir. Bunun için, böyle bir coğrafyada, böyle bir yaşam sürdüren Fadimelerin öyküleri, hem iyi yazılmalı, hemde iyi okunmalıdır.

Biz bu satırlarda Temellerin neleri yapıp neleri yapmadıkları konusunda onları zorda bırakacak ayrıntılarada girmek istemiyoruz. Ancak, erkeğin egemen kılındığı toplumlarda ne kadar da yazılıp çizilse , Fadimelerin kaderi, Temellerin insaf ve anlayışına terk edildiği sürece, geleceğimiz noktada Fadimelerin hak ve hukukundan söz etmek bize biraz garip gelmiyorda değil.

Niyetimiz, Fadimelerin avukatlığını yaparak onların masum birer kurban gibi göstermekte değilidr. Ama kabul etmeliyiz ki, üretken kişiliği ile bu toplumun ağır yükünü sızlanmadan da olsa, çekmek zorunda bırakılan Fadimelerin gerçek yerinin onlara değer görülen bugünkü konumları da değildir.Bu nedenle bu topraklarda söylenilecek son sözün Temellere rağmen Fadimelere ait olduğunu söylemek zorundayız.

 

 

 

Yılmaz Tunç

15.01.2008

AVCILAR