HAKSIZLIĞA İSYANIMDIR

 

Karadeniz insanı mert, doğrucu ve her türlü haksızlığa temelden karşı çıkandır. Bu özellikler bölge insanının karakteridir. Bu yapıdaki insan aslında hem sabırsız, hemde agresiftir. Bu özelliklerin, doğup büyüdüğümüz bölge coğrafyasının bizlere armağanı olduğunu biliyoruz.

Ancak insanımızın bu güzel yönlerinin yanında benim kabul edemediğim bir diğer tarafı varki, Karadeniz insanının fazla bireyci oluşudur. Bu bireyciliğin fazla öne çıkması nedeniyledir ki zaman zaman birlik ve beraberlik duygumuz erozyona uğruyor. Böylece birlikten kuvvet doğar ifadesi bir türlü eyleme dönüşemiyor. Bu özellik kabul etmeliyiz ki daha fazla öne çıkmak, lider olmak, ben daha fazla horozum demek anlamına gelen hırsımızda yatıyor elbette.

Bilmem, hiç düşündünüz mü? Neden karadenizli iş adamları bireysel olarak varda kollektif anlamda yok.

Yalnızlığa itilmiş Trabzon’un simgesi Trabzonspor’umuzun almış olduğu bu üstüste mağlubiyetler size hiçbirşey ifade etmiyormu? Şu anda Trabzonspor’un içinde bulunduğu çıkmazlar yöre insanını üzmüyor mu acaba?

Sayın Özkan Sümer bir ifadesinde, ben her zaman duygularımın önüne mantığımı koyarak düşünürüm diyor.

Şimdi bu ifadeden güç alarak Trabzonspor’u bir sorgulayalım isterseniz.

1. Ben ellili yıllarda Trabzonda ortaokulda iken başkan Atay Aktuğ lisede öğrenci idi. İlerleyen senelerde bu beyefendi hem mühendislik tahsilini yaptı, hemde dönemin iyi futbolcuları arasında yer aldı. Yani işin ehli bir kişi.

2. Türkiye birinci ve diğer liglerde bulunan takımların çoğunda Trabzon kökenli oyuncular top oynamaktadır.Buna Trabzonspor’un alt yapısını ve yöredeki mahalli liglerdeki takımlarıda dahil edersek, Trabzonspor için alternatif kaynakların ortada olduğu görülür.Acaba bu kaynaklarda oyuncu takibi yapılıyormu?

3. Bu nasıl alt yapıdırki yıllardır a takımına oyuncu aktarılamıyor. Yoksa buralarda görevli kişiler çokmu başarısız.

4. Kulübün borcu olmadığı ifade edildiğine göre burada bir sorun yok demektir.

 5. Yoksa yönetimde bu başarısızlığı idare eden kişiler mi var.

 

Uzun zamandan beri basında çıkan spor yazılarında, Trabzonsporda iki,üç oyuncuyu çıkarın geriye bir mahelle takımı kalır şeklindeki ifadeler ne yazıkki geldiğimiz noktada bir gerçeği ifade ediyor.

Burada birkaç sözde hakemlere söylemek doğru olur diye düşünüyorum.

Sayın Arzuman ve onun gibiler ( Konya ve diğer maçlar ) verdikleri kararlarla hem kendilerine, hemde mağdur edilen takımlara ihanet etmişlerdir.  

İnsanoğlu hep yaptığı başarılı hizmetlerle onur duymuştur. Bu duygu hep vardı, ilelebet olacaktır. Ama siz bu duygudan uzak vicdanınız sızlayarak o kadarlık anı hatırlayacaksınız.

Sayın Arzuman öyle bir penaltı kararına hükmettinizki, bu kararı vermek için rakip kalecinin yanında veya arkasında olmanız gerekirdi.

Hakemlerimizin ikili mücadelelerde hatalı karar vermesini asla kabul etmiyorum. Eğer bir göz bozukluğu yoksa.

 Ancak hakemlerde insan hata yapabilirler derseniz kabul, ama nasıl, fazla oyuncunun bir arada bulunduğu oyun gereği yaratılan karambollerde, görüş açısının kaybolduğu durumlar da olabilir. Ama sen havadaki elin topu kaleye sokmasını görmez, Samsun’daki gibi ikili mücadelede rol yaparcasına yere düşen futbolcuya penaltı çalarsan senin bir görme kusurun yoksa, başka bir garipliğin olduğu muhakkak.

Sayın Arzuman’ın tahsilinin ne olduğunu doğrusu bilmiyorum. Ancak bu hakemin psikolojik eğitimden geçmediği bir gerçek.

Hatalı bir kararla penaltıya hükmetmekle takımın ve kaptanın moral-mativasyonunu yok ettiğin yetmiyormuş gibi bu kez sırıtarak kırmızı kartını çıkartarak kaptanı oyundan ihraç ediyorsun.

Bu haksız ve adil olmayan yönetime isyanım var.

Rahatlıkla diyebiliriz ki Trabzon’dan üç puanı Samsun değil Sayın hakem almıştır.

Sayın Arzuman bu maçı bedava yönetmedi. Bu iş için miktarını bilemediğim parayı haksızca kazanmış oldu. Bu paranın helal veya haram yönü tartışma konusudur bence.

Sayın merkez hakem komitesi başkanı; eğer siz hakemlerin yapmış olduğu hatalardan dolayı ( Konya’da olduğu gibi) mağdur edilen kulüp başkanından özür dilemeye devam ederseniz, işinizin çok zor olacağını söylemek isterim. Siz devlet memuru sayılıyorsanız, devleti devlet yapan özelliklerden biriside onun güvenirliliğidir. Siz bu güven duygusunu bu derece aşındırırsanız, yani devleti bir takım kuruluşlar karşısında küçük düşürürseniz ki buna hiç hakkınız yok, yoksa o koltukta uzun süreli oturamazsınız sayın başkan.

Sizin asıl göreviniz Türkiye liglerinde yer alan takımları sportmence, serbest rekabet şartları içerisinde, adil ve iyi yetişmiş hakemler nezaretinde yarıştırmaktır.

Bunun dışında bilinmeyen bir göreviniz varsa lütfen gazete veya TV yoluyla bizlere açıklama yaparsanız seviniriz. 

 

17.10.2005

Yılmaz TUNÇ