New Page 2 F O R U M

YAZARLAR

Untitled Document

  Ana Sayfa

  Muhtarlık / Çalışmalar

  Dernek

  Turizm ve Doğa

  Tarihce

  Fotograflar

  Organizasyonlar

  Albümler

  Soy Ağaçları

  Ziyaretçi Defteri

  Siirler ve Türküler

  Yayla Şenlikleri

  Karadeniz

  Maçka

  Trabzon

  Yeşilyurt Köyü

  Hacavera

  Faydalı Linkler

  Portreler

  Makaleler

  Videolar

  Forum

  Harita

  Gömlekçi Mehmet

  Biliyormusunuz?

A Y I N   K İ T A B I

 

TC Kimlik No

Vergi Kimlik No

SSK gün Sorgulama

TRABZON

 (Önemli Telefonlar 0-462)

Valilik - 230 19 60 - 69

Numune Hast. - 230 23 01

Farabi Hast. - 377 30 50

SSK Hastanesi - 230 22 85

Kemik Hastanesi - 321 11 40

Doğum Hastanesi - 321 32 62

Özel Karadeniz Has.- 229 70 70

Belediye - 322 46 01

KTÜ - 377 30 00

Kızılay Kan Mrk. - 321 32 41

Tapu Kadastro - 230 20 34

TRABZON  ( 0-462)

Emniyet  Müd. -  230 19 85

İstihbarat Şb.Müd.-230 19 93

Jandarma - 230 23 15

MAÇKA

 (Önemli Telefonlar 0-462)

Kaymakamlık  -  512 28 88

Belediye - 512 10 06

Hastane - 512 40 68

Sağlık Ocağı - 512 10 23

Tapu Müdürlüğü - 512 10 43

Kadastro Müd. - 512 10 37

Orman İşletme - 512 10 22

Tedaş- 512 20 18

MAÇKA  ( 0-462)

Polis Karakolu -  512 11 62

Jandarma - 512 10 19

THY ( 0 - 462 )

Havaalanı - 325 75 44

Meydan - 321 16 80, 321 34 46

 ONUR AIR ( 0 - 462)

Havaalanı - 325 62 92

FLY AIR ( 0 - 462)

Meydan - 444 4 359

PEGASUS ( 0 - 462)

Acente - 321 88 05 - 321 38 06

Acente - 512 10 13

ATLAS JET ( 0 - 462)

Havaalanı- 325 86 87

MAÇKA’NIN TARİHÇESİ VE ÖRNEKALAN KÖYÜ

Maçka’nın en azından belgelere geçmiş 2400 yıllık bir geçmişi vardır. Bu geçmiş, onun ilçe olarak değil, yerleşme yeri olarak varlığı ile ilgilidir.

Maçka sözcüğünün kaynağı:

Maçka; Maçoka, Maçuka, vb. değişik biçimlerde söylenir. Bu isimlerin ilk kez, nerede, kimlerce kullanıldığı bilinmiyor. Yazılı kaynaklarda ise bugünkü biçimiyle 200 yıldan daha uzun bir zamandan beri kullanıldığı görülmektedir.

A.) Maçka sözcüğünün Kafkas dillerinden geldiği sonradan yerli Hıristiyanların ağzında değişik biçimde söylendiği biliniyor. Sözcüğün anlamı “iki dağ arasında düz yer”, “oylum”, bir dağın yamacında yada üstündeki “düzlük” karşılığıdır. Yine Kafkas dillerinden gelip yöresel Rumca’ya “Maçuka” olarak geçen anlamı da “değnek”, herhangi bir aracın “sapı” anlamındadır. Bu sözcük kimilerin sandıkları gibi, Karadeniz yörelerinde özellikle Trabzon dolaylarında “Helenika” diye anılan mahalli Rumca’dan gelmemiştir. Rumca’da, “Maçuka, Maçoka” biçiminde kelime yoktur. Nitekim “Maç” kökü de yunan diliyle açıklanamaz. Anadolu menşelidir.

Maçka adının, ilçenin konumuna bakılırsa, yine Kafkasya’dan gelen göçmenler, yada demir madeni işleten Gürcülerce verildiği, yörede kurulan manastırlarla bağlantılı olduğu sanılmaktadır. Bizim incelediğimiz mezar taşlarında bu kelimenin en eski biçimi yaklaşık 210 yıllıktır.

Bu da gösteriyor ki 200 yılı aşkın bir süreden beri bu ad Müslüman yerlilerce kullanılmaktadır. Bulabildiğimiz fermanlarda da “Maçka”, kimi kaynaklarda “Maçoka” biçiminde geçmektedir ki bu “Maçuka” da okunabilir.

B.) Başka bir kaynağa göre “Maçka” sözcüğü 1358 yılında, yazılı belgelerde vardır. Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki, Maçka kelimesi Kafkas dillerindendir, oradan gelen kimselerce verilmiş, sonraları yerli Hıristiyanların söyleyişiyle bugünkü biçimini kazanıp yayılmıştır.

Maçka’nın eski adı olan “Cevizlik” kelimesine gelince, başka bir sorunla karşılarız. Bu da Türkçe de çok yaygın olan bu kelimenin oraya neden ad olarak verildiğidir. Bunu izahı da “Maçka” kelimesi gibi doğal konuma dayanmaktadır. “Ceviz” kelimesi Türkçe’de çok yaygın olmasına karşın Türkçe değil Arapça’dır. Aslı “Cevz” dir. Türkler ceviz karşılığı “Koz” derlerdi. Nitekim İstanbul’daki Beykoz ilçesinin adı da “Beyin cevizliği”, “ Beyin ceviz bahçesi” demektir. Bu adı da orada ceviz yetiştirilmesinden almıştır.

Cevizlik ismi, Maçka’ya Türkler tarafından verilmiştir. Sebebi de bu yörede çok ceviz yetişmesidir. Bütün manastırların özel ilaç, yağ, boya yapımında kullanılmak üzere ceviz bahçeleri yaptığı biliniyordu. Cevizin yetiştirilmesi, ağacın taşıdığı özel değerle bağlantılıdır. Ev gereçleri yapımındaki önemi açıktır. 1936 - 1944 yılları arasında, son olarak ta 1944 - 1946 döneminde, özellikle Meryemana bölgesindeki köylerde çok geniş bir ceviz ağacı kesimine gidilmiş kısa süre içinde bu kesim Hamsiköy bölgesi ile yakınlarına, yine Maçka’nın çevre köylerine sıçramış, nerde ise ceviz soyu tüketilmiştir.

Bu ceviz nedeniyle, Maçka’ya “Cevizlik” denmesi aydınlığa kavuşur. Nitekim eski kaynaklarda, özellikle Maçka manastırlardan bahsedenlerce cevize bir büyük önem verildiği, Maçka cevizlerinin ayrı bir değer taşıdığı görülmektedir.

“Maçka” kelimesinin Cevizlik kelimesi ile yan yana, eş anlamlı olarak kullanılmasının başka türlü izahı mümkün görülmüyor. Türkçe bilmeyen, Grek yada Ermeni dili konuşan kimi yazarlar da daha çok Maçka kelimesinin geçtiğine bakılırsa, bu adın ötekinden yaygın olduğu kolayca anlaşılır. Nitekim 1817-1819 yılları arasında, Karadeniz kıyılarını gezen, bu arada da Trabzon’da kalan gerçekte bir Trabzonlu olan seyyah P.Minas Bıjıskyan yayınladığı eserinde Maçka’dan söz ederken: “150 köyden ibaret olan Maçka Platanının yukarısındadır.” Demektedir. Sultan II Mahmut döneminde Gümüşhane’ye bağlanan Maçka, yine bu yazarın dediğine göre kendi işlerinde bağımsız bir “derebeyi”nin yönetimi altındadır. Bu derebeyinin kim olduğu, biraz sonra söz konusu edilecek bir fermanın muhtevasından anlaşılacaktır.

Araştırmanın daha önce de belirtildiği gibi karşımıza çıkardığı “Cevizlik” kelimesi, bölgenin uzak geçmişini aydınlatacak nitelikte olmasa bile belli bir dönemdeki yerleşmenin hangi doğrultuda geliştiğini göstermesi bakımından önemlidir. Maçka-Cevizlik kelimeleri, bize göre Hıristiyan-Müslüman ikilisi arasındaki yerleşmelerin bağlantısının yönünü gösterebilir. Nitekim, Meryemana yöresinde değil de Çatak köyü dolaylarına “Cevizlik” denmesi, Müslüman halkın yerleşme çizgisini göstermektedir. Bu olay da kesinlikle 1461’den sonradır. Bunu da sonraki bölümlerde göreceğiz.

Cevizlik kelimesi aşağı yukarı 100 yılı aşkın bir süreden beri Maçka’nın belediye sınırları içinde kalan çok sınırlı bir bölümü için kullanılmaya başlanmıştır. Nitekim eski nüfus kütüklerinde Maçka kendine bağlı köylerden ayrı olarak “Cevizlik Kasabası” biçiminde geçmektedir. Mahalle ve köyü: Cevizlik Kasabası gibi. Bu sözler “Cevizlik” diye Maçka’nın bütününe değil de belli bir kesimine dendiğini göstermektedir. Bu yer şimdiki belediye sınırları dışında, Çatak köyü içindedir.Bundan 50 yıl öncesine kadar,Maçka’nın uzak köylerinde oturanlar işleri dolayısıyla ilçeye yollandıklarında genellikle “Cevizlik’e gidiyorum” derlerdi. Daha sonraları bu sözler “Maçka’ya gidiyorum” biçimine dönmüştür.

M.S. 4. yüzyıl bitimiyle, Doğu Roma İmparatorluğuna ( Bizans ) bağlanan Trabzon -Maçka yöresinde başlayan yerleşmeleri üç ayrı aşamada değerlendirmek gerekir.

 A) Yüksek dağlık bölgelerde yaşayan insanların yavaş yavaş toprağa bağlanması, belli bir alanı egemenliği altına alarak benimsemesi. Bu olayda değişik toplulukların,özellikle birbiriyle komşu olanların yaşama koşulları nedeniyle birleştikleri bir bütünlük oluşturdukları görülür. Bayburt-Gümüşhane-Maçka dağlık bölgelerinde yaşamış değişik topluluklar savaş durumundan az da olsa barış durumuna geçmişlerdir. Bunlar yörenin en eski insanlarıdır.

B) Deniz ulaşımı yoluyla alışveriş için gelen genellikle kıyı bölgelerinde yerleşmeyi yeğleyen,daha sonra yakın dağlık bölgelere konanlar bunlar azsa da vardır. Öte yandan dağ-yayla yolları ile gelenler de epeydir. Özellikle ardı kesilmeyen savaşlar yüzünden insanlar toplu olarak dağlık bölgelere kaçmış zamanla oralarda yerleşmişlerdir.Bu tür yerleşmeler yakın yüzyıllara değin sürmüştür.

C) Yöneticilerin başka yerlerden göçtükleri toplulukları yerleştirmeleri. Bu olayda yüzyıllar boyunca sürmüştür.Özellikle Fatih döneminde başlayıp 17.yüzyıl ortalarına değin gelmiştir.Bunlarda temel ilke dindi.Hıristiyanların çoğunlukla oldukları yerlere Müslümanları yerleştirmek Osmanlı Devletinin Fatih döneminden beri uyguladığı bir yöntemdir.

Bu üç yerleşme türüne,özel adlar sayarak örnek vermenin gereği yoktur. Trabzon bölgesinde en yoğun konar-göçer yerleşmeleri 13.yüzyıl başlarında gerçekleşmiştir.Kimi kaynaklara göre, Trabzon yöresinde Osmanlılardan çok önce bir Türk yerleşmesi olmuştur. Nitekim 1073-1074 yıllarında Trabzon dolaylarında Türkler vardı. ( Osmanlılardan önce Anadolu’da Türkler Claude Cahen,Çev,Yıldız Meram, 1984,s.89 ). Bu yerleşmenin yerini kesinlikle belirtme olanağı yoktur.Ancak denizden değil dağ-yayla üzerinden doğudan geldiği Azerbaycan yolunu izlediği açıktır. Bunlar genellikle konar-göçer Türk boylarıdır.Bunların gerçekliğini kimi yer adlarının incelenmesinden anlamaktayız.Bir örnek verelim Maçka yöresinde “Oba” sözcüğüyle anılan bütün yerler Türk yerleşme bölgeleridir.Sel-oba,fırın-oba ( buna yanlışlıkla furoba deniliyor ) “göl “ sözcüğünün bulunduğu yaylalarda Türk yerleşme yerleridir.Çağıl-göl ( Çakıl göl ),kuru-göl vb. öte yandan Gümuşki-Taşköprü, İskender-hanı, Boğoç ( Boğa kökünden ) örnekleri,dil bakımından önemlidir.Bunları çoğaltmanın gereği yoktur artık.Kesin olan Maçka dolaylarında Türk yerleşmelerinin çok eski olduğudur.Bu Türk boylarının önemli bir bölümü Giresun-Vakfıkebir-Akçaabat üçgeni üzerinden dağ-yayla yoluyla olmuştur.Bunların çoğu “Çepni” denen konar-göçer Türk boyudur.Bu göçlerin Ortaçağ boyunca sürdüğünü yazılı kaynaklardan öğreniyoruz.

Bizansın 1204’te haçlıların eline geçmesi, ılgarlanması sonucu Trabzon’a gelen bir Prens’in kurduğu Pontos-Rum İmparatorluğu yeridir.” Rum “ sözcüğünün yanlış anlaşılması nedeniyle Yunan sanılmıştır ki bilimsel bakımdan bunun tutar yanı yoktur.Bu devlet zaman zaman egemenliğinin sarsılmasına karşı, 1461 yılına değin varlığını korumuştur. 1204’ten sonra Trabzon-Maçka dolaylarına sürekli Türk akınlarının yapıldığını, bu dönemi konu eden bütün Türk tarihlerinde görülmektedir. Uzun Hasan’ın bile doğudan gelerek Trabzon yörelerine indiği biliniyor.

Maçka’nın bulunduğu bölgenin konumu doğuyu denize bağlayan bir köprü durumundadır.O dönemlerde en elverişli geçit Zigana yöresidir.Dere boyları geçit verecek nitelikte değildir. Bu nedenle komşu topluluklarla olan ilişkilerin çoğu yaylalarda sağlanmıştır. Maçka bölgesinde Karaptal ( Kara Abdal ) denen bir yer vardır.Yaz aylarında orada özel törenler düzenlenir.

Anadolu’nun Türk egemenliği altına girmesi,devlet olarak 1071 Malazgirt savaşının kazanılmasıyla başlarsa da,doğudan gelen göçlerin daha eskilere gittiği kimi araştırmacılara göre M.Ö. 3000 yıllarını aştığı,Sümerlerin doğudan gelen Türk boylarından olduğu açıktır.Biz,bu konuya değinmeden Maçka yörelerinde dolaşacağız. Kesin olarak bilinen Trabzon bölgesinde 1461’den çok önce Türk boylarının geldiği,özellikle yaylaklarda ılgarlara giriştiğidir.Maçka tarihinde bu tür göçlerin,ılgarların daha 11.yüzyıl ortalarında başladığını önceden söylemiştik.Şimdi bu dönemden sonra gelişen değişmelere kuş bakışı bir göz atalım. Bu değişmelerin devlet yönetimi ile ilgili olanları 1461’den sonra günümüze değin sürer.Bizi burada ilgilendiren her yılın sayılarına göre olayların dökümünü yapmak,yazıyı sayılarla doldurmak değil.Maçka’nın geçmişini aydınlatacak önemli oluşmalara dayanan değişimlerdir. Maçka bağımsız bir bölge olmadığı için genellikle Trabzon tarihi içinde görülür.Ayrıntılara girilmeden bir takım çizgilerle belirlenir.Ülke çapında bir olay geçince ilçelerin,bucakların, kimi illerin bile büyük önemi kalmaz,bütün önem üzerinde durulan olayın odağında toplanır.

Trabzon dolayısıyla Maçka şu tarih dönemlerini yaşamıştır:

1- Başlangıçtan M.Ö.288 yılına değin gelen değişik toplulukların,konar-göçer içinde dağlarda yaşadıkları süre. Bu sürenin son bölümü İran egemenliği altında geçmiş,Büyük İskender’in Anadolu’yu ele geçirdiği M.Ö.334 yılına değin gelen kısımdır.Bütün Anadolu gibi Trabzon dolayları da bu yılda İran egemenliğinden kurtulmuş,yeni bir yönetimin idaresi altına girmiştir. Büyük İskender’in ölümünden aşağı yukarı 35 yıl sonra, Trabzon dolaylarını kapsayan Maçka yörelerini de içine alan Pontos devleti kurulmuş yukarıda belirtildiği gibi Roma egemenliğinin başladığı döneme değin gelmiştir.

 2- Roma egemenliği 450 yıl sürdükten sonra İmparatorluğun M.S.395’te ikiye ayrılmasıyla Trabzon-Maçka Bizans yönetimi altına girmiştir. Bu yönetimde 1204 yılına değin sürmüş Bizans’ın haçlıların eline geçmesiyle 1204’te “Pontos Rum İmparatorluğu” kurulmuştur. Bu iki dönemin birincisi,önce söylediğimiz gibi çok tanrıcı,ikincisi tek tanrıcı Hıristiyan çağıdır. Bu çağın son kesimi 257 yıl sürmüş 1461’de Fatih Sultan Mehmet’in eline geçerek inanç bakımından İslam egemenliği altına girmiştir.

3- 1461’den sonra Osmanlı İmparatorluğunun bir ili,sancağı olan Trabzon bölgesi Maçka’yı da içine alıyordu.Başlangıçtan bu döneme değin, bu bölgede yaşayan insanların hepsi yerlilerdir. İnanç değiştirmelerle tek tanrıcı dönemin önce Hıristiyan sonra Müslüman ortamına girilmiştir. 1461’den sonra Trabzon yöresine Doğu Anadolu’dan bir takım Müslüman toplulukların göçtürülüp yerleştirildiğini de tarih kaynaklarından öğreniyoruz. Fermanlarda kimi tarih belgelerinde “ Vergi tarir defterleri”nde bu göçtürülüp yerleştirilen ailelerin adları,sanları yazılıdır.Çok özel bir konu niteliği taşıdığı için bunları bir bir burada,ilçenin bütünlüğü içinde saymanın gereği yoktur.Çünkü bu belli aileler dışında kalanların hepsi tarih boyunca bu bölgede yaşamış,çağların akışı içinde inanç değiştirmiş topluluklardır.

Doğudan Trabzon yöresine Maçka dolaylarına göçtürülüp yerleştirmenin en yoğun olduğu dönem ikinci Bayezid ile Kanuni Sultan Süleyman arasındaki 60 yıllık süredir.Ondan sonraki yerleştirmeler seyrek olduğu oranda da önemsizdir.Fatih Sultan Mehmet döneminde de yerleştirmelerin yapıldığı düşünülebilirse şimdilik böyle kesin bir belge elimize geçmedi. İlerde yapılacak daha geniş kapsamlı araştırmalar böyle bir kaynağın varlığını ortaya koyarsa durum değişir.Ancak,son yapılan bir araştırmada Maçka’ya Doğu Anadolu’dan kimi toplulukların yerleştirildiğini öğreniyoruz: “ Maçka’daki Eyyübiler ( Eyüboğlu’lar ) 1507’de Mafarkın ( Silvan ) dan kaçarak Şehzade Selim’e sığınarak buraya yerleştirilmişlerdir.” ( M.F.Kırzıoğlu; Osmanlıların Kafkas Ellerini Fethi, s.48 ) bu alıntı bize yerleştirmelerin daha 1507’de bile kesinliğini koruduğunu gösteriyor. Bu yerleştirmelerin yalnız bir aile ile ilgili olduğu söylenemez,daha başkalarının da olması gerekir.Ne yazık ki bu konuda elimizde ne kesin bir belge ne de soruna ışık tutucu özel bir araştırma vardır. Özellikle Trabzon-Erzurum yolunun Ziganalardan sonra kuzeye inen uzantısının iki yakasında dereye bakan köylerin kiminde bu tür yerleştirmelerin varlığını gösteren belirtiler görülmektedir. Bu da Osmanlı Devletinin ulaşımı sağlayan yerlerdeki geçitleri sürekli denetim altında bulundurmak gerektiğini duymasının doğal sonucudur.

Osmanlı döneminde,Maçka’ya Gümüşhane dolaylarından gelen kimi toplulukların yerleştirildiğini,bunların Meksila, İspela ( Çatak-Coaklı ) köyleri otlaklarından yararlanmaları için “ Saray” dan buyruk verildiğini gösteren şimdi elimizde bulunan biri 1195 öteki 1260 yıllık iki “Ferman” dan öğreniyoruz. Biri 150 öteki 215 yıl eskiye giden bu belgelerin daha eskilerinin bulunduğu da kuşku götürmez.

Tarih bakımından daha önemli bir olay 1916’da Maçka’nın Ruslar eline geçmesidir. Rus birlikleri Maçka’da 1916-1917 sonlarına değin kalmış sonra çekilmişlerdir.Rusların Maçka’ya girişiyle bir çok yerde yerel savunma çeteleri oluşturulmuşsa da büyük başarı sağlanamamıştır.Çünkü Rus eri kılığına giren Hıristiyan çeteleri Türk direnişçilerini arkadan vurmuştur. Nitekim bu savunma çetelerinden birini oluşturan Ali Yemen ile arkadaşları vurularak ölmüştür.

1919’dan sonra Trabzon dolaylarında etkinliğini sürdüren bir konu da Maçka bölgesinde bulunan gerek Pontusça gerekse “ Kurtuluş Savaşı” öncesinin girişimlerine karşı olayları önlemek Mustafa Kemal’in isteği üzerine Maçka’ya Yarbay Halit Bey atanmış bu bölgenin yönetimi ona verilmiştir.

Kurtuluş Savaşından sonra 1840’dan beri sürdürülen “ Pontosçuluk “ etkisiyle olumsuz bir tutum takınan yerli Hıristiyanlar Yunanistan’la yapılan anlaşma sonucu Maçka’dan göçtürüldü.Meryemana,Akarsu dereleri kıyılarında köylerin Akarsu ( Larhan ) dışında hepsi Hamsiköy yolunun doğu-batı köyleri boşaltıldı.Bu boşatılan köylere 1929’dan sonra Of-Sürmene-Tonya-Yomra köylerinden gelen Müslüman topluluklar yerleştirildi. Bu nedenle Maçka’nın boşaltılan köylerinde “ Maçka Yerlisi” yoktur. Bu durum yöresel geleneklerin “ Kültür yapılarının “ değişmesine yol açtı. Bunun tarihsel değil yerel bir önemi vardır.O da halk bilgisi çalışmalarını ilgilendirir.

ÖRNEKALAN KÖYÜ

Yeni adıyla Örnekalan eski adıyla Mağura köyüyle ilgili ne yazık ki Fatih’in Trabzon’u aldığı 1461 öncesi için pek bilgimiz yoktur.Ama 1461’den sonra buralara İmparatorluğun çeşitli yerlerinden yaptırılan göçlerle Müslüman Türk halkı yerleştirilmiştir. Büyük ihtimalle Örnekalan köyü sakinlerinin Kafkaslardan,özellikle Azerbaycan’dan getirilip yerleştirildikleri tahmin edilmektedir. Azerbaycan’da bulunan Hoşgenap, Emba gibi yer adlarının köyümüz çevresinde de var olduğunu görmekteyiz.

 Ayrıca Selanik Üniversitesindeki dil profesörleriyle yaptığımız görüşmede Mağura adının Rumca olmadığını,Kafkas dillerinden birine ait olabileceğini söylemişlerdir.

Örnekalan köyü sakinlerinin Kafkaslardaki Türk boylarından olduğunu düşündürecek pek çok geleneksel adetler vardır.Ayrıca köyümüz ve çevresinde dedelerin babalarına yani atalarımıza “ Kurt dede “ denilmektedir. Ergenekon Türk efsanesinde bilindiği gibi atalarımızın Demir dağı bir kurdun yol göstericiliğinde delerek etrafa yayıldıkları şeklinde bir inanış vardır.İşte köyümüz ve çevresinde 2-3 nesil yukarıdaki büyüklerimize "Kurt dede" denilmesi bu efsanenin izlerinin köyümüzde yaşadığını göstermektedir.   

  İ.GÜNDAĞ KAYAOĞLU

ARAŞTIRMACI – YAZAR

magura

2 AĞUSTOS 2009 PAZAR GÜNÜ YEŞİLTEPE YAYLA ŞENLİĞİNDE BULUŞALIM..

Aralık Ayının Fotosu

İstanbul için

Hava Durumu

Click for Istanbul, Turkey Forecast

Trabzon için

Hava  Durumu

Click for Istanbul, Turkey Forecast

 

 

 

Alt Menü