New Page 2 F O R U M

YAZARLAR

Untitled Document

  Ana Sayfa

  Muhtarlık / Çalışmalar

  Dernek

  Turizm ve Doğa

  Tarihce

  Fotograflar

  Organizasyonlar

  Albümler

  Soy Ağaçları

  Ziyaretçi Defteri

  Siirler ve Türküler

  Yayla Şenlikleri

  Karadeniz

  Maçka

  Trabzon

  Yeşilyurt Köyü

  Hacavera

  Faydalı Linkler

  Portreler

  Makaleler

  Videolar

  Forum

  Harita

  Gömlekçi Mehmet

  Biliyormusunuz?

A Y I N   K İ T A B I

 

TC Kimlik No

Vergi Kimlik No

SSK gün Sorgulama

TRABZON

 (Önemli Telefonlar 0-462)

Valilik - 230 19 60 - 69

Numune Hast. - 230 23 01

Farabi Hast. - 377 30 50

SSK Hastanesi - 230 22 85

Kemik Hastanesi - 321 11 40

Doğum Hastanesi - 321 32 62

Özel Karadeniz Has.- 229 70 70

Belediye - 322 46 01

KTÜ - 377 30 00

Kızılay Kan Mrk. - 321 32 41

Tapu Kadastro - 230 20 34

TRABZON  ( 0-462)

Emniyet  Müd. -  230 19 85

İstihbarat Şb.Müd.-230 19 93

Jandarma - 230 23 15

MAÇKA

 (Önemli Telefonlar 0-462)

Kaymakamlık  -  512 28 88

Belediye - 512 10 06

Hastane - 512 40 68

Sağlık Ocağı - 512 10 23

Tapu Müdürlüğü - 512 10 43

Kadastro Müd. - 512 10 37

Orman İşletme - 512 10 22

Tedaş- 512 20 18

MAÇKA  ( 0-462)

Polis Karakolu -  512 11 62

Jandarma - 512 10 19

THY ( 0 - 462 )

Havaalanı - 325 75 44

Meydan - 321 16 80, 321 34 46

 ONUR AIR ( 0 - 462)

Havaalanı - 325 62 92

FLY AIR ( 0 - 462)

Meydan - 444 4 359

PEGASUS ( 0 - 462)

Acente - 321 88 05 - 321 38 06

Acente - 512 10 13

ATLAS JET ( 0 - 462)

Havaalanı- 325 86 87

 

TRABZON İlinin tarihi

Derleyen : Dr. Tayfun ÖZDEMİR

17. yy. ikinci yarısından sonra Trabzon valilerinin daha ziyade Karadeniz sahillerini Kazak akınlarında korumak ve Ruslar'ın Karadeniz’e inmesinden sonra da Kafkasları istila etmesini önlemek için, bunun yanı sıra da Hudut Muhafızlığı görevi ile Azak, Anapa, Sohum ve Faş gibi kalelerin korunması amacıyla, bu bölgelerde görev yaptıklarını görüyoruz.

Hudut Muhafızlığı ve Şar Seraskerliği gibi görevler nedeni ile Trabzon valileri çoğu zaman hududu boylarındaki kalelerde bulunduklarından, Trabzon bu sürelerde mütesellimler eli ile yönetildi. Samsun'dan Erzurum'a kadar geniş bir bölgede asker ve vergi toplamak gibi geniş yetkilere sahip olan Trabzon valileri 'Canikli' ve 'Hazinedaroğlu' aileleri örneğinde olduğu gibi hanedanlık haline gelmişlerdi. Bu süreçte valilerin dayanağı olan yerel derebeylerin de gücü artmış, kimi zaman valiler devlete, kimi zaman da derebeyler valilere ve dolayısıyla devlete kafa tutmuşlardı.

Bölge bu tür feodal ilişkilerin kıskacında kıvranırken Ruslar ilki 1809 yılında Akçaabat'ın batısındaki Sargana burnuna yaptıkları çıkartma olmak üzere bölgeyi birkaç defa işgal etmek istemişlerdi. Fakat iç kesimlerde iki defa Gümüşhane'ye kadar ilerleme fırsatını yakalamalarına rağmen sahillerde pek başarılı olamamışlardı.

Ruslar bu fırsatı I. Dünya Savaşı esnasında yakalayabildiler.

Almanlar Rus Cephesindeki yüklerini hafifletmek için müttefiki olan Osmanlıları Rusya'ya karşı savaşa girmek için sıkıştırıyorlardı. 29 Ekim 1914'de Osmanlı Donanması Karadeniz'deki Rus limanlarını bombalayınca Rusya'nın buna cevabı 1 Kasım 'da Doğu Anadolu'ya saldırmak oldu.

Hopa'nın doğusunda Kopmuş mevkiinden başlayan ve iç kesimlerde Murgul istikametinden geçmekte olan Karadeniz sahilindeki Rus hududu, Hopa Hudut Taburu ve gönüllülerden oluşan Teşkilat-ı Mahsusa Alayı tarafından korunmaktaydı.

Savaş başlayınca bu birlikler çevre kazalardan toplanan sivil gönüllülerle takviye edildi ve Doğu Anadolu'ya olan Rus baskısını azaltmak için Borçka istikametinden Batum üzerine saldırıya geçildi.

Başlangıçta Batum'a kadar ilerleyen, Artvin'i ele geçirip Ardahan üzerine saldıran Türk kuvvetleri Sarıkamış bozgunundan sonra takviye alan Rusların karşı taarruzu ile geri çekilmek zorunda kaldılar. Hopa sahillerindeki birliklerimiz de Rus donanmasının denizden yaptığı bombardımanlarla ağır zayiatlar vererek 14 Mart 1915'de Arhavi Deresine kadar çekildiler. Burada Rus ilerleyişini bir yıl kadar durduran birliklerimiz Rusların Kafkas Cephesindeki birliklerini takviye edip donanmaları desteğinde taarruza geçmelerinden sonra geri çekilmek zorunda kalmış ve 19 Şubat 1916'da Pazar'ın doğusunda Fırtına Deresi boyunca yeni bir savunma hattı oluşturmuşlardı.

4 Mart'ta Rusların Pazar'a asker çıkarması üzerine çember içinde kalıp imha olmak tehlikesi atlatan birliklerimizin dağılması ile Karadeniz sahillerinde Rus ilerleyişini durduracak kuvvetlerimiz kalmamıştı. Süratle ilerleyen Ruslar, 8 Mart'ta Rize'ye girmiş ve lyidere'ye kadar ilerlemişlerdi.

Fırtına Deresi boyunda dağılan kuvvetlerimizden arta kalanlar Rus çemberine girmeden geri çekilmiş ve Of'un doğusunda Baltacı Deresi boyunca yeni bir savunma hattı oluşturmaya çalışıyorlardı. Burada Rusları 20 gün kadar durdurmaya muvaffak olan kuvvetlerimizin oluşturduğu cephe Rus donanmasının denizden yaptığı ağır bombardımanlar sonucu yarılmış ve kuvvetlerimiz Araklı-Karadere boyunda yeni bir savunma hattı oluşturmak üzere geri çekilmişlerdi.

2 Nisan'da Karadere'ye kadar ilerleyen Ruslar 7 Nisan'da Rize'ye, 7 - 8 Nisan sabahı da Sürmene'ye çıkarmış olduğu toplam 10.000 askerle kuvvetlerini takviye etmiş ve denizden donanma desteği ile Karadere cephesine yüklenmeye başlamıştı. 13 Nisan'da Karadere'yi geçen Ruslar 18 Nisan 1916'da Türkler tarafından boşaltılmış olan Trabzon'a girmişlerdi. Trabzon'un işgali esnasırıda Rus ordusunun bir kolu Değirmendere vadisinden Maçka'ya çıkarken bir kolu da 21 Nisan da Akçaabat'ı işgal etmişti.

Bayburt'ta bulunan 3. Ordumuz Trabzon'u Ruslardan almak üzere bir karşı taarruz planladı. Çanakkale Savaşı bittiği için bu cephedeki birliklerimizden 3. Orduyu takviye için gönderilenler bu işle görevlendirilmiş ve taarruzun ilk ayağı olarak Trabzon'un güneydoğusundaki Madur Dağının ele geçirilmesi planlanmıştır.Ruslar ise Karadeniz sahillerinde ilerleyen kuvvetlerin 5. Kafkas Kolordusunu 29 Nisan ve 22 Mayıs tarihleri arasında Trabzon'un doğusuna, Yomra - Şana bölgesindeki Kovata limanına çıkartmıştı.

22 Haziran 1916 sabahı Çaykara'nın güneyindeki Sultanmurad yaylası ile Köprübaşı'nın güneyindeki Madur Dağına taarruz eden Türk kuvvetleri bölgedeki Rus kuvvetlerini hezimete uğratmıştı. Rus kuvvetleri dağılarak sahile çekilirken Türk kuvvetleri de Maçka bölgesinden Trabzon'a indiklerinde geri çekilecek olan Rusları Sürmene - Of bölgesinde imha etmek üzere hazırlık yapıyordu. Fakat cephe gerisindeki Bayburt'un Rusların eline geçmesi ile kuvvetlerimiz Köse - Kelkit istikametine çekilmek zorunda kaldılar.

21 Ağustos'ta Vakfıkebir'e giren Rus kuvvetleri, 2 Ağustos'ta Görele'yi, 21 Ekim'de de Harşit Çayı'na ulaştılar. Savaşın uzaması ve 1916 / 17 kışında kayıpların çok olması Rusya'da karışıklıklara neden olmuş; ve 7 Kasım 1917'de Bolşevikler bir ihtilalle yönetimi ele geçirmişlerdi. 17 Aralık 1917'de Almanlarla Brest Litovsk da mütareke anlaşması imzalayan Ruslar, 18 Aralık'ta da Türklerle Erzincan anlaşmasını imzaladılar.

Cephede dağılarak memleketlerine geri dönen Rus askerlerinin yerini Ermenilerden oluşan birlikler alıyor ve cephe gerisinde katliamlar yapıyorlardı. Bunun üzerine Türk kuvvetler Rusların bölgeyi boşaltmalarını beklemeden önce harekete geçmeye karar verdi. 12 Şubat 1918'de Harşit' geçerek Trabzon'a doğru yürüdü ve 24 Şubat'ta Trabzon'a girdi

CUMHURİYET DÖNEMİNDE TRABZON

Birinci Dünya Savaşı'nda Trabzon,18 Nisan 1916 tarihinden itibaren iki yıla yakın bir süre Rus işgali altında kalmıştı. 18 Aralık 1917'de Ruslarla yapılan Erzincan Mütarekesi'nden sonra Rus işgalindeki yerlerin geri alınmasına başlandı. Miralay Hamdi Bey komutasındaki 37. Tümen Giresun'dan harekete geçerek kıyı boyunca Trabzon'a yürüdü. Sahilde sırasıyla Görele (14 Şubat), Vakfıkebir (15 Şubat) ve Akçaabat'ı (18 Şubat) geri aldı. 24 Şubat günü ise, Albay Kazım (Özalp) Bey komutasındaki öncü Türk kuvvetleri üç koldan (Polathane, Soğuksu ve Kindinar sırtlarından) şehre girdiler. Kazım Özalp yayınladığı bildiride, halkın işiyle gücüyle uğraşmasını isteyerek asayişi sağlamak için şehre devriyeler çıkardı. Şehirdeki Rus askerleri limanda bulunan iki Rus vapuru ile Batum'a sevkedildi. Işgal sırasında Türklere kötülük yapmış olan Rum ve Ermeniler Ruslarla birlikte şehri terk ettiler.

Trabzon'un kurtuluşundan yirmi gün sonra, şehirde Vali Vekili Vehap Bey tarafından sivil idare kuruldu. Barutçuzade Hacı Ahmet Efendi Belediye Başkanlığına getirildi. Nisan 1918 tarihinde Trabzon Valiliğine atanan Süleyman Necmi Bey, emniyet müdürü Refik (Koraltan) Bey'le birlikte Trabzon'a gelerek göreve başladılar. Ilk vilayet konağı, Maraş Caddesinde Nemlioğlu sıra evleri idi. III. Ordu Komutanı Vehip Bey de, birkaç ay sonra Trabzon'a geldi.

İşgal öncesi 62.699 olan şehir nüfusu büyük ölçüde azalmıştı. İşgal sebebiyle, Trabzon Vilayetinden 80 bin civarında nüfusun batıya göç ettiği tahmin edilmekteydi. Bunlardan bir kısmı çeşitli sebeplerle geri dönmediler. Trabzon'a geri dönenler şehrin büyük bir değişikliğe ve tahribata uğradığını gördüler. Çoğunun evleri yıkılmış ve tahrip edilmişti, şehrin yeniden imarı gerekiyordu.Ruslar, askeri gerekçelerle birçok imar faaliyetlerinde bulunurken, şehrin tarihi dokusunda büyük değişiklikler yaptılar. Trabzon'a getirdikleri savaş malzemesini cephenin kıyı ve iç kısımlarına nakledebilmek içirı bugünkü Maraş caddesini açarak, Meydan Parkının yanından Ayasofya'ya kadar uzanan bu caddenin yerindeki bir kaç Türk mahallesini ortadan kaldırdılar.

Askeri amaçlarla tamamen veya kısmen tahrib edilen evlerin sayısı üçbinden fazlaydı. Cami, ev, medrese, kütüphane ve türbelerdeki tarihi eserler yağmalandı. Buna karşılık Rum eserleri ve Rumların çoğunlukta olduğu mahalleler bu tahribattan uzak kaldı. Incirlik, Faroz, Kavak Meydanı, Sotha semtlerinde yerli Rum ve Ermeniler büyük tahribat yapmışlardı.

A) Milli Mücadele Dönemi

Milli Mücadele'nin ilk yıllarında Trabzon Vilayeti, bugünkü Rize, Trabzon, Gümüşhane, Giresun ve Ordu illerini kapsıyordu. 1919 yılında Rize ve Gümüşhane, Trabzon vilayetine bağlı birer sancak; Giresun ve Ordu ise yine aynı vilayete bağlı birer kaza durumundaydılar.

Bu sırada Rumlardan bir kısmı, İnebolu'dan Batum'a kadar uzanan Karadeniz kıyılarında, Trabzon merkez olmak üzere bir Rum-Pontus devleti kurmak istiyorlardı. Pontuscu Rumlar siyasi faaliyetlerinin yanı sıra, Karadeniz kıyılarına Rum göçmenler getirmeye çalışıyorlardı. Ancak, halkın gayretleri sonucu Trabzon Vilayetinde Rum çetelerinin faaliyetleri kontrol altına alınmış; Trabzon'a yönelik Rum göçü durdurulmuştu. Mayıs 1919'da Samsun'a çıkan Mustafa Kemal Paşa, Havza'dan gönderdiği bir raporda, "Trabzon vilayet halkının uyanıklığı" sayesinde Trabzon'da asayişin diğer illere göre çok iyi olduğunu bildiriyordu.

Trabzon'un vatansever halkı, Rum istekleri karşısında hemen teşkilatlanarak 12 Şubat 1919'da Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye (Müdafaai Hukuk) Cemiyetini kurdular. Cemiyetin başkanlığına Barutcuzade Hacı Ahmet Efendi getirildi. Faik Ahmet (Barutçu) Bey'in yayınladığı Istikbal gazetesi Cemiyetin yayın organı niteliğindeydi. Kısa sürede Cemiyetin Rize, Gümüşhane, Giresun ve Ordu'da şubeleri açıldı. Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin ilk kongresi 23 Şubat 1919, ikinci kongresi ise 28 Mayıs 1919'da yapıldı. Ikinci Kongre sonunda, Rum ve Ermeni ortak tehlikesine karşı Erzurum Vilayet-ı Şarkiyye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'yle işbirliği yapılarak Erzurum'da bir kongrenin toplanması kararlaştırıldı. Her iki cemiyetin birbirlerinden habersiz yaptıkları tekliflerin olumlu karşılanması sonucu, 23 Temmuz 1919'da Erzurum Kongresi'nin toplanması sağlandı.

Trabzon Müdafaa-i Hukuk '' Cemiyeti, orduya yapılan yardımlar ve milli mücadele heyecanın yaşatılmasıyla ilgili bir çok faaliyetlere öncülük etti. Ayrıca, 1920 yılından itibaren, cemiyete bağlı bir kütüphane kurulması için kitap bağışı kampanyası başlattı.

Milli Mücadele yıllarında, Trabzon'da bir çok miting düzenlenerek halkın zafer ve işgaller karşısında heyecanı dile getirildi. İlk miting 20 Ocak 1920 günü Meydan'da yapıldı. Miting sonunda, yurdun haksız işgalinden dolayı, İtilaf Devletleri temsilcilerine protesto telgrafları gönderildi. 1921 yılında kazanılan İnönü zaferleri dolayısıyla, Kavak Meydanın adı İnönü Meydanı olarak değiştirildiği gibi, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti öncülüğünde fener alayı ve törenler yapıldı. Daha sonraki tarihler 23 Nisan Milli Bayramı,Sakarya Zaferi, İzmir'in işgalinin yıldönümü ve Büyük Taarruz vesilesiyle mitingler düzenlendi.Bu dönemde son miting, Büyük Taarruz'un kazanılması üzerine 13 Eylül 1922'de yapıldı. Mitingler genellikle Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin öncülüğünde düzenlenmiştir.Mitinglerde ilk ve son toplanma yeri Atapark (Zağanos) Meydanıydı.Günün anlamıyla ilgili konuşmalar,daha ziyade bugünkü Meydan Park ve Kalepark (Güzelhisar)'da yapılıyordu.

Milli Mücadele başladığı sırada, Trabzon'da henüz Birinci Dünya Savaşı ve işgalin izleri silinmemişti.Temmuz 1919'da, İstanbul'dan Trabzon'a gelen Kızılay (Hilal-i Ahmer) Yardım Heyeti'nin raporlarında bir çok konuda ayrıntılı bilgiler verilmektedir. Daha önce çevre illerden gelerek şehirde büyük bir sefalet içinde yaşayan çok sayıda göçmen bulunuyordu. Bunlardan 500'ü Muhacirin Idaresi'ne bağlı Fukara Yurdu'nda barındırılıyordu. Darülteytam'da daha önce 500 civarında çocuk barındırılırken, bunarın mevcudu o sırada 248'e düşmüştü. Kızılay Heyeti Darülmuallimin (Öğretmen okulu) binasında bir poliklinik açtı.Muhtaç ve göçmenlere yardım amacıyla şehrin ileri gelenlerinden oluşan bir komisyon kuruldu. Müftü Mahir Bey'in başkanlığındaki Komisyonda, Sıhhiye Müdürü Kemal Bey'le birlikte eşraftan Minla, Muradhanzade , Hasan, Kalaycızade Hacı Abbas, Hamamizade Ihsan ve Eyubzade, Murat Beyler görev aldılar.

Milli Mücadele döneminde, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nden başka Türk Ocağı, Eczacılar Cemiyeti, Ihtiyat Zabitleri Cemiyeti,Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti,Trabzon Müslüman Cemiyet-i Hayriyyesi, Muallimin Cemiyeti, Himaye-i Etfal Cemiyeti, Idman Ocağı gibi muhtelif amaçlı cemiyetler kurulmuştur. 1923 yılında Sanatkarlar Cemiyeti ile Gençler Birliği kuruldu.Trabzon'da, Cumhuriyet'in kuruluşuna yakın tarihlerde iki sinema bulunuyordu. Birinci Dünya Savaşı'nın sonlarında Meydan Parkı'nda açılan Turan Sinemasında, ilk zamanlarda daha ziyade müsamereler ve konserler düzenleniyordu. 1923'ten itibaren yerli filimlerin yanı sıra yabancı filimler de programda yer almaya başladı. 1923 yılının ilk günlerinde Kunduracılar Caddesinde Hac Harunzadeler tarafından Yıldız Sineması açıldı. Milli Mücadele'nin başlangıcından Cumhııriyet"in ilanına kadar geçen süre içinde, Trabzon Valiliğinde bulunanlar göreve başlama ve ayrılış tarihleri itibariyle şunlardır : Süleyman Necmi Bey (Nisan 1918 - 27 Mart 1919), Mehmet Galip Bey (19 Nisan 1919 - 24 Eylül 1919), Ali Haydar (Yücebaş) Bey (Kasım 1919 Ocak 1920), Hamit (Kapancı) Bey (17 Şubat 1920 - Ekim 1920), Abdullah Naci (Akbay) Bey (Nisan 1921¬Ortahisar`da bir sokak Ağustos 1921), Ebubekir Hazim (Tepeyran) (26 Ağustos 1921 - Aralık 1922), Şükrü Bey (10 Mayıs 1923 - 25 Ağustos 1923). 1918-1923 yıllarında . muhtelif zamanlarda Defterdar Hüseyin Avni Bey, Ibrahim Bey, Ihsan Bey, Üçüncü Tümen Komutanları Nuri, Seyfi (Düzgören) ve Sami Sabit (Karaman) Beyler Vali Vekilliğinde bulundular. Istanbul Hükümetinin 22 Nisan 1920'de vali olarak atadığı Hacı Hamdi (Pirselimoğlu) Bey, göreve başlayamadan 19 Mayıs 1920 günü bir Ingiliz gemisiyle Istanbul'a dönmek zorunda kalmıştır. Hamit Bey'in milletvekilliği sıfatıyla Ankara'da bulunduğu (Haziran - Eylül 1920) sırada, Üçüncü Tümen Komutanı Rüştü Bey Vali Vekilliğinde bulunmuştur.

1918 - 1923 tarihleri arasında Barutcuzade Hacı Ahmet Efendi (Şubat 1918 - 1922) ve Hacı Ali Hafızzade Hakkı Efendi (1922 - 1923) Belediye Başkanlığı yaptılar.

12 Ocak 1920'de Istanbul'da toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi'ne Trabzon Vilayeti Merkez Sancağı adına Ali Şükrü, Ali Şefik (Bekman), Eşref, Hüsrev (Gerede), Ismail, Hasarı (Saka) ve Muhtar Beyler katıldılar.

23 Nisan 1920'de toplanan ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Trabzorı adına Vali Hamit (Kapancı), Eyübzade Izzet, Nemlizade Sabri, ,Alaybeyzade Faik ve Arif Kadızade Recai Beyler seçildiler. Bunlardan Alaybeyzade Faik Efendi, Recai ve Hamit Beyler Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne katıldılar. Eyubzade Izzet Bey Ankara'ya giderken yolda öldürülmüş, Nemlizade Sabri Bey de sağlık sebebiyle istifa etmiştir.

B) Cumhuriyet Döneminde Trabzon

Milli Mücadelenin kazanılmasında büyük çaba ve fedakarlıklara katlanmış olan Trabzonlular, Cumhuriyet'in ilanını büyük bir coşkuyla karşıladılar. 31 Ekim 1923 günü Boztepe'den top atışlarıyla başlayan ve eski hükümet binasının önündeki sahada yapılan törene çok sayıda halk ve Trabzon'daki tüm okulların öğrencileri katıldılar. Öğretmen Okulu öğretmenlerinden Avukat Salih Zeki (Tuğtekin) Bey, halka hitaben yaptığı konuşmasında Cumhuriyet idaresinden ve Cumhuriyet'le idare edilecek olan Türk milletinin önemli ilerlemeler kaydedeceğinden bahsetmiş ve bu konuşması halkın alkışlarıyla karşılanmıştı.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Trabzon Vilayeti, merkez kaza ile Vakfıkebir (Büyük Liman), Akçaabat (Polathane), Maçka (Cevizlik), Sürmene (Hamurgan), Of (Solaklı) kaza¬larından oluşuyordu. Vilayet merkezi¬nin Yomra (Diron) adıyla bir nahiyesi ve 32 adet köyü vardı. Vakfıkebir kazasına Tonya nahiyesi ve 111 köy, Sürmene kazasına Karadere nahiyesi ve 35 köy; Of kazasına Kadahor nahiyesiyle 124 köy bağlıydı.

1925 - 1927 yıllarında Trabzon'da Cumhuriyet Halk Fırkası, Türk Ocağı, Kızılay (Hilal-i Ahmer Cemiyeti), Tayyare Cemiyeti (Türk Hava Kurumu), Himaye-i Etfal (Çocuk Esirgeme Kurumu), Ihtiyat Zabitleri Cemiyetlerinin şubeleriyle Muallimler Birliği ve Vilayat-ı Şarkiyye Hekimler Birliği Mıntıka Heyet-i Merkeziyesi, Idman Ocağı, Idman Grubu, Idman Gücü, Necmiati Spor Kulübü, Birlik Spor Kulübü, Ticaret Mahfeli, Sahil Idman Yuvası ve Hanımlar Birliği Yuvası gibi birtakım dernek ve spor kulüpleri vardı. Bunlardan bir kısmı Cumhuriyet'ten sonra kurulmuştu.

Ilçelerde bu cemiyetlerden bazılarının şubesi vardı. Akçaabat, Sürmene ve Of'ta Cumhuriyet Halk Fırkası, Hilal-i Ahmer, Himaye-i Etfal, Türk Ocağı, Tayyare Cemiyetlerinin şubeleri; Vakfıkebir ve Maçka'da Cumhuriyet Halk Fırkası, Hilal-i Ahmer, Himaye-i Etfal ve Tayyare Cemiyeti'nin şubeleri açılmıştı.

Trabzon'da 1923 yılından itibaren Turan ve Yıldız sinemalarında yerli ve yabancı filmler gösterilmekteydi. Turan Sineması 28 Mart 1924'te Belediye'ye devredildi.

Inkılapların halka tanıtılması ve benimsetilmesinde Trabzon Türk Ocağı ve Mayıs 1925'te yeniden kurulan Muallimler Birliği'nin önemli rolü olmuştur. 2 Ekim 1925 günü Türk Ocağı'nda yapılan kadınlı erkekli ilk toplantıda, Mustafa Reşit (Tarakçıoğlu), Türk Ocağı'nın inkılap hareketlerini desteklemek amacıyla halka öncülük yapmaya çalıştığını belirterek kadın - erkek tüm üyeleri bu göreve çağırmıştı: Mustafa Reşit Bey, o yıllarda Türk Ocağı ile Muallimler Birliği'nin kurucu ve her ikisinin de başkanı idi. Muallimler Birliği, Türk Ocağı ile aynı binada bulunuyordu. Her iki cemiyetin aynı gaye etrafında birlikte çalışmaları sağlanmıştı. Böylece Türk Ocağı - Muallimler Birliği tarafından Sürmene, Of, Maçka, Akçaabat ve Vakfıkebir kazalarında şubeler açılmış ve halkı aydınlatmak amacıyla köylere öğretmen ve doktorlardan oluşan heyetler gönderilmişti. 1926 yılında Maçka ve köylerine yapılan böyle bir geziye Muallimler Birliği'nden öğretmen Feyzi, Mehmet Salih Beylerle, Türk Ocağı üyelerinden öğretmen Hüseyin Avni ve Ömer Hikmet Beyler katılarak konferanslar vermişlerdi.

Cumhuriyet'in benimsediği çağdaş ve milli değerleri yaymada etkili olan Türk Ocakları, bu görevleri 1930'lardan şonra Halkevlerine bırakmıştır. 1931 yılında Türk Ocaklarının kapanmasından sonra, 24 Haziran 1932'de Trabzon Halkevi açıldı. Yeni Yol gazetesi bu açılışa büyük yer vermişti. Trabzon Halkevi, 1951 yılında kapanışına kadar bir çok kültür ve sanat faaliyetlerinde bulundu; Akın ve Inan dergilerini yayınlandı. 29 Haziran 1933 Cuma günü, Halkevi Temsil Kolu tarafından Akın piyesi sahnelendi. Ilk yıllarda Celal (Pulat¬haneli), Bekir Sukuti (Kulaksızoğlu) ve Osman Cudi (Gürsoy) Beyler Halkevi başkanlığı yaptılar.

Transit ticaret yolu üzerinde bulunması sebebiyle 1820'lerden itibaren önemi artan Trabzon, Cumhuriyet'e eski ticari önemini yitirmiş olarak girmişti. Asya içlerinden Karadeniz kıyılarına kadar uzanan ve Trabzon - Erzurum - Tebriz - Tahran güzergahını takip eden bu yol eski fonksiyonunu büyük ölçüde kaybet¬mişti. 1869'da Süveyş Kanalının açılması ve buradan Iran'a giden yeni yolların kullanıma girmesi buna sebep olmuştu. Diğer taraftan Çarlık Rusya'nın Iran ticaretini denetlemek amacıyla Batum - Tiflis - Culfa - Tebriz - Bakü Demiryolunu açması da Trabzon'un ekonomik gelişmesini, özellikle ticaret hayatını olumsuz yönde etkiledi. Eskiden kervanlarla aylarca süren nakliyatın yerini demiryolu ve motorlu vasıtalara devretmesi de bu sebepler arasında sayılabilir.

Bu olumsuzluklara rağmen, Iran transit ticaret yolunun Cumhuriyet döneminde tamamen terkedilmediği ve özellikle Iran'la olan nakliyatın devam ettiği bilinmektedir. 1926'da Iran'ın Trabzon konsolosuna ait bir belgede, bu yol üzerinde kervan taşımacılığının devam ettiği, "Kızıldize civarında Diyadin karyesinde eşkiya tarafından on deve Iran transit eşyasının gasb edilmiş olduğundan" bahsedilmektedir.

Transit yolun bir parçası olan Trabzon - Erzurum yolu, 1931 - 1937 yılları arasındaki inşaattan sonra, 19 Haziran 1937'de yapılan törenle açıldı. Busing marka, mazotla çalışan ikişer tonluk 24 kamyon ve on üçer kişilik 8 otobüs bu yolda hizmete girdi. Nakliyat haftada üç defa Trabzon'dan ve Iran hudutundan hareket eden bir otobüs ile bir kamyondan oluşan katarlar yardımıyla yapılıyordu. Bu yol üzerinde, açılışının ilk altı ayında 264 otobüs seferi yapılarak 3.881 yolcu taşındı. Yine aynı tarihlerde 875 kamyon seferi yapılarak çok miktarda yük taşındı. Transit yolu Trabzon Gümüşhane - Bayburt - Erzurum Karaköse - Diyadin - Kızıldize - Tebriz Tahran güzergahını takip etmekteydi.

Trabzon'da Milli Mücadele ve Cumhuriyet'ten önce ticaretin büyük bir kısmı yabancı tüccarlar ve Rumların elindeydi. Cumhuriyet döneminde, birkaç yabancı şirket dışında, şirket ve fabrikaların hemen hepsi Türklerin eline geçmişti. Bu yabancı şirketlerin başında, 1852'den itibaren Trabzon ve çevresiyle ticaret yapmakta olan J.J. Hochstrasser ve Şürekası başta geliyordu. Merkezi Isviçre'de olan bu firma Cumhuriyet'in ilk yıllarında, Trabzon'da fındık ihracatı başta olmak üzere sigortacılık, fasulye ticareti, kantariye, Resmi Ford acenteliği (Linkoln, Ford, Fordson otomobil ve traktörlerinin resmi acenteliği) yapmaktaydı. P.P. Danielsen şirketi ise 1926 yılından itibaren Karadeniz fındık bölgesinde hemen her şehir ve kasabada kuru meyve ve bilhassa fındık üzerine büyük çapta iş görüyordu. Diğer şirketler arasında P.P. Danielsen (1926 - 1943), Hochstrasser (1852 - 1941) ve J.J. Hochstrasser (1923 - 1934) sayılabilir.

1926 yılında Trabzon'da Osmanlı ve Ziraat Bankalarının birer şubesi ile, on beş adet muhtelif şirket ve altı adet fabrika vardı. 1928'de Iş Bankası'nın şubesi açıldı.

 Trabzon'da gelişmiş bir sanayi yoktu. 1927 Sanayi Sayım sonuçlarına göre, Türkiye'deki toplam 65.245 sanayi işyerinin 692'si Trabzon'da idi. 1932'de Trabzon'da, Teşviki Sanayi Kanunu'ndan yararlanabilecek ölçek ve düzeyde 16 kuruluş vardı.

 Ikinci Dünya Savaşı yıllarında Trabzon, ticaret ve ekonomik hayatı olumsuz yönde etkiledi. 1939 yılında demiryolunun Erzurum'a ulaşmasıyla, Trabzon'un hinterlandında kalan Gümüşhane, Kars, Muş ve Van'ın ticaret ilişkileri yön değiştirerek Istanbul'a kaydı. II. Dünya Savaşında Karadeniz mayınlandığından bir çok gemi seferi kaldırıldı, taşıma fiyatları yükseldi. Orta Avrupa ülkeleri, Tuna ırmağı üzerinden Iran'a ihracat yapmaktan vazgeçtiler. Bütün bu gelişmeler sonucu, Trabzon transit ticareti ciddi darbeler aldı. Bu yıllarda bir çok temel ihtiyaç maddesinin sıkıntısı çekilmiş ekmek; şeker, un güç temin edilmiştir. Geceleri sokak lambaları karartılmıştır.

Milli Mücadele döneminde Ingiliz, Fransız, Rus, Italyan ve Iran konsolos ve temsilcilerinin görev yaptığı Trabzon'da, Cumhuriyetin ilk yıllarında Rus, Iran ve Ingiltere konsolosları görev yapmaktaydı. II. Dünya Savaşı başladığında Trabzon'da Ingiltere, Fransa, Almanya ve Iran konsolosları bulunuyordu. 1941 - 1943 yıllarında Trabzon'un Ingiliz konsolosu Sir Denis Wright idi. Ondan önceki Ingiliz konsolosu ise W.D.W. Matthews'ti. Ayrıca bu yıllarda Italya'yı ve Hollanda'yı temsil eden iki fahri konsolos vardı. 1940'ta Fransa'nın düşmesinden sonra Fransız konsolosluğu kapandı, fakat 1942'de Vichy hükümetinin temsilcisi tarafından yeniden açıldı. Yeni konsolos, daha önce Zonguldak'ta çalışmış olan Pierre Meyer di. O sırada Trabzon'da Rus konsolosluğu bulunmuyordu.

I) 1930'dan Sonra Trabzon'daki Diğer Gelişmeler

1930 yıllarında şehrin elektrik ihtiyacı, yapımına 1926'da başlanan ve 30 Ağustos 1929'da işletmeye açılan Akçaabat'taki Visera Hidroelektrik Santralından sağlanıyordu. Daha sonra buna Rize'de işletmeye açılan Ikizdere santrali ve diğerleri dahil edilmiştir.

1933 yılında şehirde 1 erkek lisesi, 1 kız lisesi, 1 erkek Öğretmen Okulu, 1 ticaret okulu, 12 ilkokul, 2 hastane, 2 hamam, 2 plaj, 1 dispanser, 3 eczane, 1 kütüphane, 2.264 mağaza ve dükkan, 30 lokanta, 102 kahve ve gazino, 1 sinema, 52 han ve ahır, 34 otel, 12 fabrika, 39 fırın, 38 cami, 10 kilise, 5 kışla mevcuttu. Ikinci Dünya Savaşı yıllarında hava yolları işlemediği gibi, sahil yolu da yoktu. Trabzon'a ya deniz yoluyla ya da Erzurum üzerinden karayoluyla ulaşılabiliyordu. Haftada üç defa Devlet Deniz Yolları Işletmesi'nin gemileri Trabzon'a uğruyordu. Ankara'dan Erzurum'un Aşkale ilçesine trenle gelen yolcular, ancak otomobil veya otobüslerle transit yoldan Trabzon'a inebiliyordu. Trabzon limanı 1946 - 1954 yılları arasında inşa edilmiştir. Havaalanı 1957 yılında geçici terminal binası ile uçak seferlerine açılmıştır. Karadeniz kıyı yolu 1970'li yıllarda tamamlanmıştır. Belediyece 1974 yılında Değirmendere civarında yaptırılan otogar bir süre sonra ihtiyacı karşılayamaz duruma gelince, aynı mevkide yeniden yaptırılan bugünkü otogar 29 Ocak 1988'de faaliyete girdi.

1959 yılında kurulması kararlaştırılan Trabzon Radyosu için, 1960 yılında Bostancı mevkünde 47 dönümlük bir arsa alındı ve yine aynı yıl radyo verici istasyonu inşaatı ihale edildi. Trabzon II Radyosu, 1 Aralık 1968 tarihinde 2 Kw'lık vericisiyle yayın hayatına başladı. 1 Aralık 1978 tarihinde de, 300 Kw. gücünde vericisiyle bölge radyosu haline getirildi.

1963 yılında şehrin tek kütüphanesi olan II Halk Kütüphanesi, Uzun Sokak'ta Belediye Parkı'nın karşısında bulunuyordu. O sırada Trabzon'da iki genel müze vardı; bunlardan biri Belediye Halk Müzesi olup, Soğuksu'daki Atatürk Köşkü binasıydı. Diğeri ise Sağlık Müzesi olup, Uzun Sokak'ta eski adliye binasının yanındaydı. II merkezi ile merkeze bağlı köylerde 105 cemiyet ve dernek faaliyetteydi. Bu cemiyetlerden 43'ü muhtelif sosyal ve kültürel, 20'si cami yaptırma ve onarma, 13'ü spor kulübü, 12'si okul koruma, 6'sı ziraatçiler, 50'si ise siyasi parti şubeleriydi.

1962 yılında Haluk Ongan ve arkadaşlarından oluşan sanatsever bir grup genç tarafından Gençler tarafından Amatör Tiyatro Kulübü kuruldu. 1 Mayıs 1963 tarihinde, Duvarların Ötesi adlı oyunla perdesini açan kulübün lokali ve temsil salonu Sümer Sineması salonunun alt katındaydı. 1965 yılında, Trabzon'da ilk defa kutlanan 504. Fetih Şenlikleri'nde, Amatör Tiyatro Kulübü'nce Fatih'ten Tablolar adlı oyun sergilendi. O yıllarda şehir merkezinde bulunan dört sinemadan Saray ve Sümer (Lale) kışlık ve yazlık, Hisar ve Inci ise yazlık sinemalardı.

1963 yılında Trabzon Balık Yağı ve Balık Unu Fabrikası hizmete girdi. 1964'te Ayasofya Müzesi açıldı. 1967'de Çimento fabrikası üretime geçti.

II) Nüfus

Cumhuriyet döneminde Trabzon vilayet sınırlarının daralmasına paralel olarak nüfusta da bir . azalma görülmüştür. Nüfustaki bu düşüşte şüphesiz savaş ve göçlerin de büyük rolü olmuştu. 1914 yılı nüfus istatistiğine göre, Trabzon vilayetinin nüfusu 1 milyon 122 bin iken, bu nüfus I. Dünya Savaşı'nda Türk nüfus aleyhine azalmıştır. Rus işgali öncesi şehrin nüfusu 60 bin civarındaydı. Savaş yıllarında özellikle şehir nüfusu yarıya inmişti. 1926 yılı Nüfus Müdürlüğü kayıtlarına göre, Trabzon Belediyesi hudutları içerisinde 30.080 kişi yaşıyordu. Bunlardan 26.394'ü (12.954 erkek, 13.440 kadın) yerli, 3.686'sı (1.806 erkek, 1.880 kadın) yabancıydı.

Cumhuriyetin ilk yıllarda Trabzon'un nüfusu homojen bir yapıya kavuştu. Lozan'da imzalanan Türk Rum Ahali Mübadele Sözleşmesi gereği Rumlar Yunanistan'a gitti. Yunanistan'dan Trabzon'a gelen mübadillerin oranı az olmakla birlikte, bunların iskanlarında bir çok güçlüklerle karşılaşıldı. Mübadillerin çoğu Akçaabat ve Trabzon'da Çömlekçi semtine yerleştirilmişlerdi. 1924 1934 yılları arasında 77 aileden oluşan 363 mübadil iskan edilerek bunlara ev, dükkan ve tarla verildi.

1927 yılında yapılan nüfus sayımı sonuçlarına göre, Trabzon'un nüfusu 293.055 kişi idi. Yerleşim birimlerinin 581 olduğu vilayette km. kareye 63 kişi düşüyordu.

1937 yılında Trabzon Vilayeti 6 kaza, 10 nahiye ile 577 muhtarlıktan oluşuyordu. Kazalar itibariyle şehir nüfusu 52.972 civarındaydı. Merkez kazada 40.282, Of'ta 883, Sürmene'de 5.529, Vakfıkebir'de 1.186, Akçaabat'ta 4.802, Maçka'da 290 nüfus vardı. Nüfusun 383.195'i köylerde yaşıyordu. Trabzon Merkez kazasına bağlı köylerde 48.256 nüfus mevcuttu. Diğer kazalara bağlı köylerdeki nüfus ise şöyle idi : Of 90.666, Sürmene 82.752, Vakfıkebir 73.222, Akçaabat 58.429, Maçka 29.861.

1946 yılında Trabzon'un toplam nüfusu 396.673 olup, bunun 40.005'i kaza merkezlerinde, 356.668'i bucak ve köylerde yaşıyorlardı. Bu nüfusun ayrıntılı dağılımı şu şekildeydi : Trabzon merkez : 29.551;Bucak ve Köyler : 61.076; Toplam : 90.617 Akçaabat merkez : 4.385; Bucak ve Köyler : 51.644;Toplam : 62.029 Maçka merkez : 458; Bucak ve Köyler : 31.803;Toplam : 32.261 Of merkez : 1.281; Bucak ve Köyler : 74.418; Toplam : 75.699 Sürmene merkez : 2.984; Bucak ve Köyler : 66.668;Toplam : 69.652 Vakfıkebir merkez : 1.346; Bucak ve Köyler : 65.059;Toplam : 66.405 Trabzon, Cumhuriyetin ileriki yıllarında nüfus yoğunluğu bakımından Türkiye'nin önde gelen illeri arasına girmekle birlikte, büyük oranda da göç vermiştir. Özellikle II. Dünya Savaşı yıllarından itibaren il dışına göç vermeye başlamış ve 1960'larda hızlanmıştır. Bazı zaruretlerin neden olduğu dış göçlerden başka, 1964 ve 1965 yıllarında, Van ilinin Özalp ilçesinde kurulan iki örnek köye 160, Hatay ilinin Kırıkhan ilçesinde ise 408 aile Imar ve Iskan Bakanlığı tarafından inşa edilen evlere yerleştirilmişlerdir.

 Trabzon ilinin nüfus gelişimi 1980 yılından itibaren şöyledir : 1980 yılı : 731.045 1985 yılı : 786.194 1990 yılı : 795.849 1997 yılı : 858.687

III) Atatürk'ün Trabzon Gezileri

Trabzon, Cumhuriyet'in kurucusu Atatürk'ün en fazla ziyaret ettiği şehirler arasında yer almaktadır. O'nun Trabzon'a yaptığı üç geziden ilki 15 Eylül 1924 - 17 Eylül 1924; ikincisi 27 Kasım 1930 - 29 Kasım 1930; üçüncüsü ise 10 Haziran 1937 - 12 Haziran 1937 tarihlerinde gerçekleşmiştir. Bugün Atatürk Köşkü olarak bilinen müze ise, "emval-i metruke"den hazineye kalmış olup, "özel idare" aracılığıyla 2 Mayıs 1931'de hazineden satın alınıp Atatürk'e armağan edilmiştir.

 Atatürk ilk defa, 15 Eylül 1924 sabahı saat 11'de Trabzon'a geldi. Trabzon iskelesinin tam karşısında açıkta demirleyen Hamidiye'yi, o gün yüzlerce kayık ve motor karşıladı. Atatürk, Trabzon Valisi Sait (Kıymaz) başkanlığındaki bir heyet tarafından karşılandıktan sonra şehirde parlak bir tören yapıldı. Atatürk 16 Eylül günü Valilikten sonra, liseyi, Erkek Öğretmen ve Ticaret okullarını, Iplik Fabrikasını ve Memleket Hastanesi'ni ziyaret etti. Öğretmen okulunun kültür müzesiyle yakından ilgilenen Atatürk, anı defterine, "Yeni nesil en büyük Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenlerden alacaktır." cümlesini yazdı.

Atatürk'ün Trabzon'a ikinci gelişi 27 Kasım 1930'dur. Öğleden sonra Trabzon iskelesine çıkan Atatürk, önce Türk Ocağı'na ve ardından da Belediye'ye giderek Belediye Başkanı Temel Nücumi'den şehrin ihtiyaçları konusunda bilgi almıştı. Daha sonra Soğuksu'da bir gezinti yaptı. Akşam, Türk Ocağı'nın onuruna verdiği yemekte bulundu, geceyi burada geçirdi. 28 Kasım akşamı Yıldız Sineması'nda Muhlis Sabahattin'in yazdığı "Monbey" adlı piyesi seyretti. Ertesi gün Ege vapuruyla Istanbul'a hareket etti.

O, üçüncü ve son olarak Trabzon'a, 10 Haziran 1937 günü Izmir vapuru ile geldi. Trabzon Valisi Sezai Uzay, Belediye Başkanı Cemal Turfan, Trabzon Bölgesi Genel Müfettişi Tahsin Uzer ve diğer yetkili¬lerden oluşan bir heyet, Atatürk'ü Izmir vapurunda karşıladılar. O geceyi Köşk'te geçiren Atatürk, ertesi gün öğleden sonra Vilayeti, Halkevini, Parti Merkezini, Belediyeyî ve Mevki Komutanlığını ziyaret etti. Mevki komutanlığında yaptığı toplantıdan sonra Köşke gelen Atatürk, burada bütün mal ve mülk varlığını hazineye bağışladığını bildirdi.

IV) Son Yıllarda Trabzon Trabzon ili nüfusu 1950 - 1970 yılları arasında oransal olarak artarken,

 1970 - 1997 arasında azalmıştır. Şehir nüfus artışı, kırsal nüfusa oranla oldukça fazladır. 1980 - 1997 yılları arasında kırsal nüfus sayısal olarak azalmıştır. Trabzon ili sürekli dışarıya göç vermektedir. 1990 genel nüfus sayımına göre 102.558 kişi Trabzon ilinden diğer illere göç etmiştir.

 1997 verilerine göre, Trabzon'un toplam nüfusu 858.687 olup, bunun ilçelere göre dağılımı şöyledir :

 Merkez kazası 239.663; Akçaabat 116.925; Araklı 56.448; Arsin 29.860; Beşikdüzü 40.695; Çarşıbaşı 19.904; Çaykara 27.591; Dernek¬pazarı 6.521; Düzköy 23.680; Hayrat 17.954; Köprübaşı 11.431; Maçka 41.439; Of 66.737; Sürmene 37.786; Şalpazarı 17.691; Tonya 27.010; Vakfıkebir 48.868; Yomra 31.484.

1990 yılı nüfus sayımına göre ilin nüfusu 795.849'dur. Bu nüfusun % 38 (303.612 kişi)'i şehirlerde, % 62 (492.237 kişi)'si köylerde yaşamaktadır.

Trabzon şehir nüfusu 185.400'dür. Trabzon ili dahilindeki 27 belediye, 338 mahalle, 478 köy bulunmaktadır.

31 Aralık 1998 tarihi itibariyle Trabzon ilinde trafiğe kayıtlı araç sayısı resmi 2459, hususi 10.576 ve ticari 35.237 olmak üzere toplam 48.237'dir. Ildeki şehiriçi taşımacılığı halen "taksi dolmuşçuluğun"a dayanmakta olup, 31 Aralık 1999 tarihi itibariyle tüm ildeki ticari motorlu taşıt sayısı 35.550'dir

magura

2 AĞUSTOS 2009 PAZAR GÜNÜ YEŞİLTEPE YAYLA ŞENLİĞİNDE BULUŞALIM..

Ocak Ayının Fotosu

İstanbul için

Hava Durumu

Click for Istanbul, Turkey Forecast

Trabzon için

Hava  Durumu

Click for Istanbul, Turkey Forecast

 

 

 

Alt Menü